Av. Taner Ünlü

Her türlü futbol faaliyetlerini milli ve milletlerarası kurallara göre yürütmek, teşkilatlandırmak, geliştirmek ve Türkiye’yi futbol konusunda yurt içinde ve yurt dışında temsil etmek üzere kurulan Türkiye Futbol Federasyonu, 5894 Sayılı Kanundan aldığı yetkiyle düzenleyerek yürürlüğe koyduğu Futbol Disiplin Talimatı’nda değişiklik yaparak Futbol Disiplin Hukukunda Erteleme müessesesini ihdas etmiştir. Böyle bir düzenlemeye neden gerek duyulmuştur? Bu düzenleme ile amaçlanan nedir?

5894 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un “Cezalar” başlıklı 15. maddesinde de futbol müsabaka ve faaliyetlerinde kulüplere ve kişilere, disiplin ihlalleri ve bunlara uygulanacak cezalar FIFA ve UEFA kurallarına uygun olarak TFF Statüsü ve Statü’nün çizdiği çerçevede Yönetim Kurulu Talimatları ile belirleneceği düzenlenmiştir.

Futbol Disiplin Talimatı’nın 37 ile 63. maddelerinde disiplin suçları ayrı ayrı sayılmış olup TFF Statüsü’nün 58. maddesinde disiplin cezaları tespit edilmiştir. Disiplin cezalarının içerik, uygulama şekli ve kapsamları da Futbol Disiplin Talimatı’nın 18 ile 36. maddelerinde düzenlenmiştir.

Bu düzenlemeler ışığında 29 Nisan 2012 tarihli TFF Yönetim Kurulu kararı ile Futbol Disiplin Talimatına “Yaptırımın Ertelenmesi” başlığıyla eklenen 103. madde ile Erteleme müessesi İnfaz üst başlığı altında düzenlenmiştir. Erteleme, FIFA ve UEFA Disiplin Talimatlarında uzun yıllardan beri yer almaktadır.

FİFA Disiplin Talimatı’nın 33. maddesi “Ceza Uygulamasına Dair Kısmi Erteleme” üst başlığında düzenlenmiştir.

UEFA Disiplin Talimatı’nda ise “Askıya Alınan Yaptırım” üst başlığı ile 15bis maddesinde düzenlenmiştir. Futbol Disiplin talimatımızda yer alan 103. Madde düzenlemesi de esasen UEFA Disiplin Talimatı’ndan aynen alınmıştır.

Ancak futbol mevzuatına bakmadan önce Erteleme müessesini maddi hukukumuz açısından incelemekte fayda var.

Failin işlediği suç sebebiyle cezalandırılması kural olmakla birlikte, bazı hallerde fail hakkında ceza davası açılmasından, dava açılmış ise duruşma yapılmasından, dava sonucu ceza verilmesinden veya hükmedilen cezanın infazından suç siyaseti gereği vazgeçilmesi kabul edilmektedir. Bu sürede failin deneme süresi denilen belirli bir süre içerisinde, yeni bir suç işlemesi durumunda hakkında ceza davası açılmakta, açılan davaya devam edilmekte veya hükmedilen ceza infaz edilmektedir.  Ceza Hukukunda Erteleme bir koşullu af olarak değil, hapis cezaları için infaz kurumu olarak kabul edilmiştir.

Ceza etkin şekilde uygulanmazsa, caydırıcılık etkisini de kaybetmiş olur. Diğer taraftan bozulan düzenin tesisi bakımından da cezanın uygulanması gerekmektedir.

Erteleme cezaların infaz sistemini tamamlayan kendine özgü bir kurum olup, aynı zamanda bir tür cezanın ferdileştirilmesinin aracıdır. Deneme süresi içinde fail yeniden suç işlemediği takdirde cezanın infazına engel olabildiği gibi, ertelenen süre sonunda hiç ceza olmamış şeklinde sayılması da mümkün olabilecektir. Disiplin Hukukuna dair düzenlemelerde cezalar, faili, yeniden içinde yaşadığı ortama kazan­dırmaktan çok, oradan soyutlamaya yönelik bir etki ortaya çıkarmaktadır. İşte bu sebepledir ki erteleme kurumunun kabul edilmesinin altında; bir taraftan ilk defa suç işleyeni, cezanın infazının menfi ve moral bozucu etkisin­den kurtarmak, diğer taraftan hükümlünün iyi hâlli olması koşuluna bağlı olarak cezadan kurtulmasının, kişiyi kanuna uygun hareket etmeye teşvik edeceği düşüncesi yatmaktadır.

Cezanın ertelenmesi, dayanağını, ön­leme ve adalet düşüncesinde bulur. Ertelemede özel önleme, yani faili yeni­den topluma kazandırma düşüncesi ön plândadır. Cezanın ertelenmesi, belirli koşulların varlığı durumunda hükmedil­miş olan cezanın infazının belirli bir süre geri bırakılması olanağını vermektedir. Görüldüğü gibi, erteleme yetkisi yasa koyucuya veya yönetsel organlara değil, aksine kusur ve cezanın ağırlığı konusunda karar verme durumunda olan yargıya aittir.

Bu bakımdan ertelemede, bir tür affın söz konusu olduğu görüşüne katılmak mümkün değildir. Dönmezer-Erman’a göre erteleme, bir taraftan cezanın infazının geri bıra­kılmasını gerektiren bir neden, diğer taraftan koşullu bir adlî af niteliğinde olan ve cezalar sistemini tamamlayan ve başlı başına varlığı olan bir kurum­dur.  Bu yönüyle Erteleme kurumunun amacı üç esasta toplanabilir. Bunlar, ertelemenin iyi bir ceza siyaseti kurumu olması, cezanın ferdileştirilmesine(bireyselleştirilmesi) aracı olması ve cezaların sakıncalarını bertaraf eden ve dolayısıyla infaz ile ikincil suçluluğa mâni olan bir kurum olmasıdır.

Kaldı ki, sosyal devlet ilkesi­nin bir sonucu olarak, bugün artık ödetici ceza anlayışından hükümlüyü topluma yeniden kazandırma anlayışına dönülmüş bulunmaktadır. Ertele­mede yeniden topluma kazandırma düşüncesinin ağırlık taşıdığı, tartışma götürmeyecek kadar açıktır. Ödetme ve genel önlemeye yönelik ihtiyaçlar, yasa koyucu tarafından ağır nitelikteki suçlar açısından erteleme yolunun kapatılması suretiyle, zaten göz önünde bulundurulmuştur. Öte yandan cezanın ertelenmesi, cezaların bireyselleştirilmesi için uygun bir araçtır. Yani, erteleme kurumu cezaların bireyselleştirilmesini, failin şahsına uydurulmasını da temin eder. Günümüzde, suçlu ilk plâna geçmiş, suç ise ikinci derecede önemli olarak değerlendirilmeye başlanmış­tır.

Failin kişilik yapısı, yaşadığı çevre, psişik ve ahlâkî eğilim ve özellikleri, suça teşvik eden sâikler tetkik edilmeli ve tesadüfî suçlu ile suçu itiyat edinmiş olan kimseler birbirinden ayrılıp çeşitli şekilde işlemlere tâbi tutul­malıdır. Ceza hukukundaki yeni düşüncelere göre, suçlu hakkında verilmesi gerekli cezanın, güvenlik ve ıslâh tedbirlerinin uygulanabilmesinde failin kişiliğinin ve işlenmiş olan fiilin tamamen tetkik ve tespit edilmiş olması gerekir. Böylece, erteleme cezanın ferdileştirilmesinde son basamaktır. Cezanın suçluya uydurulması zarureti, onun şu veya bu şekilde veya müd­dette infazını gerektirebileceği gibi, infazının geri bırakılmasını da icap etti­rebilir. Bu geri bıraktırmayı sorunsuz sağlamak ihtiyacı nedeniyle erteleme hükümleri getirilmiştir.

Ceza hukukunun niteliği gereği, verilmiş bir ceza mahkûmiyetinin derhal infazı gerekir. Ancak kimi hallerde, failin; mahkûmiyetinin ağırlığı, geçmişteki durumu ve suç işleme eğiliminin dikkate alınması suretiyle ve belirli bir süre iyi hâl göstermesi koşuluyla cezasının infazının ertelenmesine imkân tanınmaktadır. Gerçekten mahkûmiyet hükmünün derhal infazı çok faydalı olmakla birlikte, gerekli şartların varlığı halinde hükmolunan cezanın infaz edilmemesi çok daha yararlı olabilir. Burada, cezasının infazı ertelenen hükümlü, deneme süresini iyi hâl ile geçirdiğinde, kabul edilen sisteme göre ceza infaz edilmiş sayılacak veya ceza esasen var olmamış sayılacaktır.

Cezanın bireyselleştirilmesi kurumlarından biri olan erteleme konu­sunda verilen karar failin kişiliği ile ilgili olduğundan, suçun iştirak hâlinde işlenmesi hâlinde, suç ortaklarından birinin veya bir kaçının cezasının erte­lenmesi, diğer fail veya faillerin cezalarının ertelenmesini de gerektirmez.

Ceza Hukukunda erteleme kararının verilebilmesi için, bu konuda bir talebin bulunması gerekli değildir. Sanığın ertelemeyi kabul etmeme hakkı bulunmamaktadır. Hâkimin erteleme kararını doğrudan ver­mesi mümkündür. Ancak, her ne şekilde verilirse verilsin ertelemenin ge­rekçesinin kararda gösterilmesi zorunludur. Aynı şekilde, erteleme kararı­nın verilmemesi hâlinde de gerekçe gösterilmesi gerekir. Sanığın ertelemeden feragat yetkisi bulunmamaktadır. Erteleme kararının verilebilmesi için sanı­ğın mahkemede hazır bulunması şart değildir. Ancak, sanığın duruşmada hazır bulunmaması da ertelemeye engel oluşturmaz. Mahkemenin, koşulla­rın oluşması durumunda sanığa vereceği cezayı erteleme konusunda takdir yetkisi bulunmaktadır.

Erteleme, bu yönüyle sadece ceza hukukunda kabul edilmiş bir müessese değildir. Zira uzun yıllardır gerek FIFA ve UEFA Disiplin talimatları olmak üzere Spor Hukukunun birçok alanında uygulama alanı bulmaktadır. Ceza Hukukunda cezanın bireyselleştirilmesi amacını taşıyan erteleme hapis cezasının olumsuz etkilerini ortadan kaldırmayı amaçlamaktadır. Spor Hukukunda ise erteleme ile şartlarının varlığı halinde spor ailesi fertlerini spordan ihraç etmenin olumsuz etkilerini ortadan kaldırmak ve bu suretle sportif mücadele ruhuyla yarışma ortamını korumak amaçlanmaktadır.

Sportif düzenin korunması, öngörülen yaptırımların etkin şekilde uygulanmasına bağlıdır.

Futbol Disiplin Talimatı’nın 103 üncü maddesi ile erteleme kurumu disiplin hukuku bakımından da kabul edilmiştir. Mevzuatımız dikkate alındığında, disiplin suçları bakımından erteleme kabul edilmiş değildir. Bu sebeple disiplin hukukunda ertelemenin uygulanması için gerekli kriterlerin belirlenmesi gerekir.

Türkiye Futbol Federasyonu, 5894 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş Ve Görevleri  Hakkında Kanun çerçevesinde “her türlü futbol faaliyetlerini milli ve milletlerarası kurallara göre yürütmek, teşkilatlandırmak, geliştirmek ve Türkiye’yi futbol konusunda yurt içinde ve yurt dışında temsil etmek üzere, özel hukuk hükümlerine tabi, tüzel kişiliğe sahip, özerk” bir kuruluştur.

5894 sayılı yasanın 3. maddesinde Türkiye Futbol Federasyonu’nun görevleri belirtilmiştir. Buna göre Türkiye Futbol Federasyonu; Türkiye’deki her türlü futbol faaliyetini yürütmek, düzenlemek ve denetlemek, futbolun gelişmesini ve yurt sathına yayılmasını sağlamak, FIFA ve UEFA’nın yetkili organları tarafından konulan kuralların gereği gibi uygulanmasını sağlamak, ulusal talimatlar hazırlamak ve Türkiye’yi futbol ile ilgili konularda yurt dışında temsil etmek. yurt içi ve yurt dışı futbol faaliyetleri için plan, program, benzeri her türlü düzenlemeyi ve anlaşmayı yapmak ve başarılı sonuçlar sağlanması için gerekli tedbirleri almak. her düzeyde müsabakalar düzenlemek ve milli takımlar ile kulüp takımlarının uluslararası müsabakalara katılması ve mücadele edebilmesi için gerekli tedbirleri almak, Fair Play kurallarına uygun olarak bağlılık, dürüstlük ve sportmenlik prensiplerini gözetmek, üyelerinin, kulüplerin, futbolcuların, hakemlerin, yöneticilerin, teknik direktör ve antrenörlerin, sağlık personelleri, futbolcu temsilcileri ve müsabaka organizatörleri ile diğer tüm ilgililerin FIFA, UEFA ve TFF tarafından konulan Statü, talimat ve düzenlemeleri ile bunların yetkili kurulları tarafından verilen kararlara uymalarını sağlamak, şiddet, şike, teşvik primi, ırkçılık, doping ve her türlü ayrımcılıkla mücadele etmek, futbolu geliştirmek amacıyla; amatör futbol spor kulüp ve federasyonları ile bünyesinde futbol branşı bulunan engelliler spor federasyonlarına her türlü ayni ve nakdi yardımda bulunmak görevlerini yürütmektedir.

Bu düzenlemeler ışığında Türkiye Futbol Federasyonu, yasanın verdiği yetkiyle, Türkiye’de futbolu yöneten tek yetkili kuruluştur.

5498 sayılı yasanın 3/2. maddesinde; “Türkiye Futbol Federasyonu’nun teşkilat, görev ve yetkileri, teşkilatın çalışma usul ve esasları, oluşturulacak diğer kurul ve birimler, merkez, yurt içi ve yurt dışı teşkilat birimlerinin görevleri ile bu Kanunun uygulanmasına dair diğer hususlar; Türkiye Futbol Federasyonu’nun üyesi bulunduğu FIFA ve UEFA kurallarına uygun olarak, Genel Kurulun yapacağı ve Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girecek Türkiye Futbol Federasyonu Statüsü ile Yönetim Kurulunun yapacağı ve aksi kararlaştırılmadığı sürece Türkiye Futbol Federasyonu’nun resmi internet sitesinde yayımlandığı gün yürürlüğe girecek talimatlarla belirlenir” ifadelerine yer verilmektedir.

Türkiye Futbol Federasyonu teşkilatının görev ve yetkilerinin ve çalışma usulleri gibi konuların düzenlenmesi Genel Kurul’ca yapılacak Statüye ve Türkiye Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu’nun talimatlarına bırakılmıştır. Türkiye Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu, Türk Futbolu ile ilgili hukuki düzenleme yapmaya yetkili bir organ niteliğindedir.

Yönetim Kurulu Türkiye Futbol Federasyonu’nun en yetkili karar organıdır ve yetkileri Türkiye Futbol Federasyonu Statüsünün 35. maddesinde belirlenmiştir. Bu maddenin birinci fıkrasında yönetim kurulunun yetkileri yirmi sekiz bent halinde sayılmışken, ikinci fıkrasında Türkiye Futbol Federasyonu idari birimlerinin görevlerini Yönetim Kurulu’nun belirleyeceği ve son fıkrasında Türkiye Futbol Federasyonu’nun görevlerini yerine getirebilmesi için gerekli talimatları düzenleyip yürürlüğe koyabileceği belirtilmiştir. Madde metinleri genel olarak incelendiğinde Yönetim Kurulu’nun yasayla genel kurul veya TFF içindeki yargı kurullarına verilmiş yetkiler dışında, Türkiye Futbol Federasyonu’nun kullanabileceği tüm yetkiler konusunda görevlendirildiği görülmektedir.

FDT’nin 103. maddesinde göre;

(1)       Aşağıda belirtilenler haricindeki disiplin yaptırımları ertelenebilir:

a) uyarı,
b) kınama,
c) hak mahrumiyeti

(2)       Yaptırımın uygulanması en az bir yıl ve en fazla beş yıl süreyle ertelenebilir.  İstisnai durumlarda bu sürenin uzatılması veya ilgili kişinin TFF yetki alanından           çıkması halinde yaptırımın ertelenmesi mümkündür.

(3)       Erteleme süresi içerisinde, ihlalin tekerrürü halinde, yetkili kurul, kural olarak,asıl yaptırımın uygulanmasına hükmeder. Bu yaptırıma ikinci ihlal için öngörülen             yaptırım eklenir.

Ertelemeye ilişkin hükümlere FİFA ve UEFA nın hukuki düzenlemelerinde de yer verilmiştir. UEFA Disiplin Talimatının 15bis